İNTER CLUB


 
AnasayfaGaleriSSSAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ATASÖZLERİ açıklamalı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
pinhani
VEZİR
VEZİR


Mesaj Sayısı : 48
Kayıt tarihi : 28/03/08

MesajKonu: ATASÖZLERİ açıklamalı   Salı Nis. 08, 2008 3:57 am

ATASÖZLERİ

" ACI PATLICANI KIRAGA CALMAZ: Pek Değerli olmayanlara zarar gelemz anlamında söylenir. Kendini değersiz bulan insanlar ve genellikle hayattan umudunu kesmiş olanların yaşamları boyu karşılaştıkları olumsuz olaylarda zarar görmeyeceklerini ifade etmek için kullanılır.

Atın Ölümü Arpadan Olsun:
Çok istenilen, sevilen bir şey yapılırken, büyük zarar da görse insanın çok üzülmeyeceğini ifade eder. Bu atasözü, hoşlandığı için yaptığı bir şeyin hayatına mal olacağını bilse bile onu yapmaya devam eden kişiler için de söylenilebilmektedir. Bu iki atasözü, korunmasız cinsel ilişkiye giren insanların bir kısmının da kullandığı atasözleridir. Televizyonlarda izlediğimiz haber bültenlerinde, para karşılığı cinsel ilişkiye giren ve genellikle travesti olan kişilerle ilişkiye giren erkeklere AIDS ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklara karşı korunup korunmadıkları sorulduğunda hayır cevabını veriyor, nedeni sorulduğunda da gülerek atın ölümü arpadan olsunya da acı patlıcanı kırağı çalmaz demektedirler. Bu tür haberler ya insanların hayatlarına hiç değer vermedeiklerini ya da cinsel yolla bulaşan hastalıklara ve bunların sonuçlarına karşı yeterli bilgiye sahip olduklarını göstermektedirler.

" Ağaca Çıkan Keçinin Dala Bakan Oğlağı OlurBu atasözü; anne ve babanın çocuk üzerindeki etkisini anlatır. Anne ve babanın çocuk yetiştirme de kullandığı yöntemler, kendi davranışları, toplumdaki yerleri insanlarla olan ilişkileri çocukların gelişiminde önemli rol oynamaktadır. İnsanların yaşamındaki en önemli ve ilk karşılaştıkları ilk sosyalizasyon aracı ailedir. Bu da cocuğun gelişiminde ailenin önemini göstermektedir. Çocuklar davranışalrını şekillendirirken, insanlarla iletişim kurarken ve yaşamdaki rollerini gerçekleştirebilmek için ailelerini model alırlar. Ailenin bütün özellikleri cocuğun davranışlarında, oyunlarında, söylediklerinde ve insanlarla kurdukları ilişkilerde bütün açıklığıyla yansıtır ve gelişimini bunlara göre yönlendirir. " Ağaç Yaş İken Eğilir Bu atasözünde anlatılmak istenen, gelişmenin, yetişmenin belli bir zamanı vardır. Belli bir yaştan sonra yeni bir yaşantıyı, yeni bir fikri kabul etmek, yeni bir duruma uymak kolay değildir. Atasözüne göre, gelişim belli bir dönemde biter ve o dönemden sonra herhangi bir yeni bilgi öğrenilmez. Oysaki gelişim süreklidir ve döllenmeden ölüme kadar devam eder. İnsanlar yeni bir bilgi öğrenmek, yeni bir fikri kabul etmek ,yeni bir duruma uymak için belli bir yaşta omak zorunda değildirler. Her yaşta yeni durumlara uyum sağlanabilir. Eğer uyum sağlanamıyor, yeni bilgiler öğrenilemiyorsa bunun sebebi gelişimin belli bir dönemde bittiğinden değildir. " Anasına Bak Kızını Al, Kenarına Bak Bezini Al Bu atasözünde anlatılanlar; yakın çevre, insanı etkiler. Anne ile babanın cocuk eğitiminde büyük yeri vardır. Ayrıca soya çekim de bilimsel bir gerçektir. Genellikle çocuk, dış görünüşü ve iş yapısı yönünden anne ve babasına benzer. Anne ve babanın davranışları çocuklarının gelişiminde büyük önem taşır ve çocukalrın davranışalrını büyük ölçüde etkiler. Çocuklar yaşamları boyunca anne ve babalarını örnek alırlar ve böylecede kendi davranışlarını şekillendirirler. Anne ve baba örnek alındığı için doğal olarak çocuğun davranışları, düşünceleri, insanları ve fikirleri anne ve babasına benzer. Anne, baba ve çocuklar arasındaki bu benzerlikler anne-babanın çocuğun gelişiminde oynadığı önemli role güzel bir örnektir.

Kırkından Sonra Azanı Teneşir Paklar
Belli bir yaştan sonra çevrenin yadırgadığı bir davranışta bulunanların kınandığı bu atasözü ile anlatılır. Genellikle insanlar belli bir yaştan sonra yavaşlayıp durağanlaşması ve daha yaşa yakışır olması gerektiğini düşünürler. Bu atasözüne göre yaşlı insanların köşelrine çekilip hiçbir şeye karışmadan ölümü beklemeleri gerekir. Ancak bahsedilen yaşlılık dönemi aslında yaratıcılığın en yoğun olduğu dönemdir. Bu dönemde sırf insanlar ne der kaygısyla yapmak istediklerini yapamayan ve yaratıcılığını istediği gibi kullanamayan çok sayıda yaşlı vardır. Oysa ki insanların bu en yaratıcı ve en üretken oldukları dönemi mümkün olan en iyi şekilde değerlendirmeleri ve yapmak istediklerini özgürce yapmaları gerekir. Yaşlı insanlar da yeni

insanlar gibi bir şeyler yapabilmektedirler. Bu ve benzeri atasözleri yaşlıların kendilerini içe kapanık, toplumdan soyutlanmış, işe yaramaz

A-
--Aba vakti aba, yaba vakti yaba:: Her şey zamanında yapılırsa kişi kazançlı olur.
--Abanın kadri yağmurda bilinir : Daha önce kıymetsiz gibi görünen bir çok şeyin, kullanım zamanı geldiğinde değeri artar.
--Abdal abdalın ne umduğunu, ne bulduğunu ister : Sosyal seviyesi eşit insanlar birbirlerini çekemezler.
--Acemi katır kapı önünde yük indirir : Elinden yeterince iş gelmeyen kimseler, kendilerine verilen görevi istenildiği biçimde yapamazlar veya yarım bırakıp kaçarlar.
--Acemi nalbant gibi kah nalına vurur, kah mıhına : Söylediği sözlerle yaptığı işler arasında tutarlılık yoktur. Bunu da genellikle bilmeyerek yapar.
--Acı patlıcanı kırağı çalmaz : Hayatta birçok problemlerle karşılaşıp bunlardan başarı ile çıkmış olanlar, bundan sonra karşılaşacakları zorlukları da atlatıp başarı ile çıkarlar.
--Akıl kişiye sermayedir : Kişinin yaptığı işte başarı sağlaması, aklını kullanması ile orantılıdır.
--At yedi günde, it yediği günde : Toplumlar arası ilişkilerde olgun ve asil kişiler, kişiliklerini hemen ortaya koymazlar.
--Ayranım ekşidir diyen olmaz : Her kişi neyi ele almışsa onun iyi olduğunu savunur.

-B-
--Baba ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği : Kadınlar için baba evinde kalmak, belli bir zamana kadar normaldir. Evlendiği zaman ise kendi kurallarına göre yaşayacağından dolayı daha rahat olacaktır.
--Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır : Aile reisi olan babanın önceleri yaptığı kötü bir işin sıkıntısını çocuğu çeker.
--Babadan mal kalır, kemal kalmaz : Babası ölen kişiye maddi varlıklar kalabilir ama olgunluk ve fazileti miras olarak kalmaz.
--Babaya dayanma, karıya güvenme : Kişi, maddi konularda babasına değil kendine güvenmelidir. Kadın ise kolay etkilenen bir varlık olduğu için verilen sırları bir başkasına aktarabilir.
--Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar : Yaradılışı itibariyle iyi olan kişi en kötü durumda bile olsa bu niteliğini kaybetmez.
--Bal demekle ağız tatlanmaz : Güzel sözler söylemekle güzel şeyler her zaman gerçekleşmez.
--Besle kargayı oysun gözünü : Kıymet bilmez kişiler kendilerine yapılan iyiliğe, kötülükle karşılık verebilirler.
--Boşboğazı ateşe atmışlar, odun yaş diye bağırmış : Aklına her geleni söyleyen kişiler,toplum içinde sevilmezler.
--Büyük lokma ye büyük söz söyleme : Hayatta hiçbir zaman başkalarının durumu küçümsenmemelidir.
-C-
--Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer : Bilgisiz kişiler etraflarına faydalı olamadıklarından ve davranışlarında olumlu sonuçlar beklenmediğinden dolayı faydalı kişiler değildirler.
--Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir : Alim her şeyi bilen kimsedir. Yaptığının sonuçlarını bilir ve katlanır. Kendisi ile dost olmak mümkün olduğu gibi düşman olunduğu zaman da bir noktada anlaşmak mümkündür. Cahil kişiler iyi niyetli görünseler de onlarla anlaşmak güçtür, hatta mümkün değildir.
--Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur : Bir toplulukta çok kişi ve fikir olsa da karar verme yetkisine sahip kimseler, kendi bildiklerini uygularlar.
--Can boğazdan gelir : İnsanın hareketli ve üretken bir yaşam sürdürebilmesi için beslenme biçimine dikkat etmesi gerekir.
--Can cümleden azizdir : İnsanlar kendi çıkarlarını her zaman başkalarının çıkarlarından üstün görürler. Aksi şekilde davrandıklarında bile kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman fedakarlık yapmaktan vazgeçerler.
--Can çıkmayınca huy çıkmaz : Hayat boyu kazanılan alışkanlıklar da gelişir. Ama değiştirmek çok zordur. Kişi ölünceye kadar devam eder.
--Canı acıyan eşek, atı geçer : Karşılaştığı bir konuda ziyan gören, canı yanan kimse aynı zarara uğramamak için var gücüyle çalışır.
--Canı kaymak isteyen, mandayı yanında taşır : Güzel ve varlıklı bir yaşam sürmek isteyen kişi kendisine bu yaşamı sağlayacak olan varlıkları çok yakınında bulundurmalıdır.
--Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez : Hayatında dert ve sıkıntı çekmemiş olan kişiler, mutluluğun kıymetini anlayamazlar.
--Cins kedi ölüsünü göstermez : Soylu kimseler çok zor durumda da olsalar, durumlarını belli etmezler.
--Cömert ile nekesin harcı birdir : Parayı kullanma biçimi, onun niteliğini değiştirmez.
[COLOR:=red]-Ç-[COLOR]
--Çabuk parlayan çabuk söner : Layık olmadıkları makamlara getirilen kişilerin, bir süre sonra yetersizlikleri ortaya çıkar.
--Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme : İnsanlar davet edildikleri yerlere mutlaka gitmelidirler. Çünkü davet eden kişi tarafından istenmektedirler. Çağrılmayan yere gitmek ise yüzsüzlük ve arsızlık olur.
--Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez : Güzelliklerin simgesi olan gülün çalıda yaşaması düşünülemez. Aynı şekilde, cahil kişiye de sözün doğrusunu anlatmak mümkün değildir. Cahil olduğu için kendi bildiklerinin dışında da doğruların bulunduğunu kabul etmesi mümkün değildir.
--Çalışmak ibadetin yarısıdır : İbadet kişiyi kötülüklerden sıyırır, iyilik yolunda ilerletir. Tanrı yolunda çalışmak ta kişiyi kötü duygulardan arındırır. Bunun içindir ki çalışmak, ibadet kadar büyük değer taşır.
--Çalma elin kapısını, çalarlar kapını : Kişi hayatında bilerek ve isteyerek kimseye kötülük yapmamalıdır. Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde, günün birinde benzer olumsuzlukları yaşaması muhtemeldir.
--Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak, cümlenin muradını verecek hak : Her kul Tanrı'sından kendi çıkarları doğrultusunda istekte bulunur. Bu istekler birbirine zıt da olabilir. Ama Tanrı bu dilekleri şaşmaz bir düzen, uygun gördüğü biçimde yerine getirir.
--Çirkefe taş atma, üzerine sıçrar : Çevrelerinde kötü, edepsiz tanınan kişilerle ilişkiye girmek doğru değildir.
--Çocuktan al haberi : Art niyet taşımayan çocuklar, başkalarının yanında her şeyi çekinmeden konuşurlar.
--Çürük tahta çivi tutmaz : Esas niteliği bozulmuş bir şeyi eski haline getirmek mümkün değildir.
-D-
Dağ başından duman eksik olmaz : Toplumda yüksek ekonomik ve sosyal seviyeye sahip insanların, bu konumlarından kaynaklanan bir takım üzüntü ve sıkıntıları vardır. Bu durum, zenginlik ve yüksek makam devam ettiği sürece hiç eksilmez.
Dağ dağ üstünde olur, ev ev üstünde olmaz : En olmayacak şeyler bile bir gün gerçekleşebilir. Ama iki ailenin aynı ev ortamında yaşaması düşünülemez.
Damlaya damlaya göl olur : Küçük çabalar, büyük problemlerin çözümüne yardımcı olabilirler.
Danışan dağı aşmış, danışmayan yolu şaşmış : Bilmediğini başkalarına soran kimse, işi iyi ve çabuk bitirir. Fikir alışverişinde bulunmayanlar ise başarı elde edemezler.
Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz : Kötü malzeme ile güzel bir iş meydana getirilemez. Yeteneksiz kişiler, büyük sorumlulukların gerektirdiği çabayı gösteremezler.
Davul dengi dengine diye çalar : Birlikte yaşayacak veya arkadaş olacak insanların eşitiyle beraber olması lazımdır. Yoksa yapılacak her işte başarısızlık kaçınılmaz olur.
Devir tavında, dilber çağında : Bir işin başarılması için, o an değerlendirilmesi gereken zaman dilimleri vardır.
Dikensiz gül olmaz : Yaşanan her başarı ve mutluluğun yanında, bu sürecin parçası olan küçük olumsuzluklar da mevcuttur.
Düt demeye dudak ister : Niteliği ne olursa olsun, bir işi başarabilmek için yetenek ve imkanlar gereklidir.

-E-
Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane : Kişinin çok önceden belirlenmiş bir alın yazısı vardır. Bu kurala göre zamanı gelince ölecektir. Bu ölüme bir neden bulunur. Esas sebep o kişinin tanrı katına çağrılmasıdır.
Ecele çare olmaz : Hayatta her durumun çaresi bulunabilir. Ama ölümü engellemek imkansızdır.
Eceli gelen köpek cami duvarına işer : Bir toplulukta bütün insanların kutsal saydığı şeyleri kötüleyenler, hiçbir zaman sevilip istenmezler.
Edebi, edepsizden öğren : Edepsiz kişinin hareketlerini gören, sonuçlarını izleyen kişi, bunların kötülüklerini görür ve yapmamaya çalışır.
Eden bulur, inleyen ölür : Başkasına kötülük eden kimse en sonunda yaptıklarının cezasını çeker.
Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur : Verimin yüksekliği, çalışmanın etkili bir şekilde gerçekleşmesine bağlıdır.
Esirgenen göze çöp batar : Bir konu üzerine gereğinden fazla yoğunlaşmak, aksilikleri de beraberinde getirebilir.
Evdeki hesap çarşıya uymaz : Planlanan durumlar ile ulaşılan sonuç, her zaman aynı olmayabilir.

-F-
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp : Toplum yaşamında herkes aynı gelir düzeyine sahip olmayabilir. Fakir de olsa zengin de olsa çalışmamak, başkalarının sırtından geçinmeye uğraşmak tembelliktir.
Fala inanma, falsız da kalma : Fala inanmak doğru değildir, aslı yoktur. Yine de insan güzel sözler duymaktan hoşlanır.
Fare, çıktığı deliği bilir : Toplumun onaylamadığı işleri yapanlar, sıkıştıkları zaman nasıl hareket edeceklerini önceden hesaplarlar.
Faydasız baş, mezara yaraşır : Hiçbir iş yapmadan başkalarının sırtından geçinen kimseler ölmüş sayılırlar. Çünkü ölülerin de faydası yoktur.
Fazla aş, ya karın ağrıtır ya baş : Çok yemek kişinin sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bu yüzden kararında yemek gerekir.
Fazla naz aşık usandırır : Kişinin kaprislerine yakınları bir süre katlanabilirler. Ama bu naz devam edecek olursa etrafındakilere de sıkıntı verir.
Felek kimine kavun yedirir, kimine kelek : Aynı toplumda şanslı ve şanssız kişilerin bir arada bulunmaları doğaldır.
Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü : Toplumda saygın bir yeri olan kişiler, mevki kaybına uğradıklarında aykırı davranmaktan çekinmezler.
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar : Kişinin içinde bulunduğu çevrenin ekonomik ve sosyal yapısı, ulaşılan sonuçların niteliğini etkiler.

-G-
Gafile kelam, nafile kelam : Etrafında olan biteni umursamayan kimseleri doğru yola getirmek için yapılan uyarılar boşunadır.
Garibin yardımcısı Allah'tır : Garip kişilerin yardımına gönlündeki inancın büyüklüğü oranında ancak Allah yardım eder.
Garip kuşun yuvasını Allah yapar : Tanrı'ya inanmış kişileri, tanrı sıkıntı içinde bırakmaz. Onlar bir süre sıkılsalar da Tanrı bir yerden bir şey bağışlayarak sıkıntılarını ya kaldırır ya da hafifletir.
Gavurun tembeli keşiş, Müslüman'ın tembeli derviş : Bütün dinler çalışmayı emreder. Bazı kimseler ise dini çıkarları doğrultusunda kullanıp, çalışmadan yaşamanın yollarını bulurlar ki kendileri için çok kötü bir davranışı gerçekleştirmiş olurlar.
Geç olsun, güç olmasın (Başarılması çok zor işler için söylenir) : Yapılan işlerin başarıya ulaşması ve birtakım engellerin ortadan kaldırılması için fazla zaman harcanmasının ziyanı yoktur.
Gel demek kolay, git demek güçtür : Bir konuğu davet etmek, bir insanı iş bulup yerleştirmek kolay ve zevk verici uğraşlardır. Ama sıkıntı veren konuğa artık git demek, işini hafife alan kimseye işe gelme demek çok zordur. Bunun için insanlara bir iyilikte bulunulacağı zaman iyi düşünülmeli, layık olana bu hizmet verilmelidir.
Gelen gideni aratır : Tanışılan kişiler, unutulanlardan daha büyük hatalar yapabilir anlamında kullanılır.
Gezen ayağa taş değer : Gereksiz davranışlarda bulunan kişiler, kendilerine zararlı durumların ortaya çıkmasına sebep olabilirler.
Göz görür, gönül çeker : Kişi ancak ilgi duyduğu konulara karşı gözlemde bulunur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ATASÖZLERİ açıklamalı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İNTER CLUB :: EĞİTİM :: ÖDEV BANKASI-
Buraya geçin: