İNTER CLUB


 
AnasayfaGaleriSSSAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 AĞAÇLARIN KESİLMESİ VE DOĞAMIZA ETKİLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
pinhani
VEZİR
VEZİR


Mesaj Sayısı : 48
Kayıt tarihi : 28/03/08

MesajKonu: AĞAÇLARIN KESİLMESİ VE DOĞAMIZA ETKİLERİ   Salı Nis. 08, 2008 4:16 am

Suyunu nehirlerden aldı, avını bozkırlar ve ormanlarda buldu. Ovaları sürüp tarla yaptı, dağların yükseklerinde hayvanını otlattı. İnsanlığın en eski yerleşme alanlarından biri de Anadolu'ydu; üzerinde de pek çok toplum yaşadı. İnsan, Anadolu'nun doğal coğrafyası üzerinde her zaman etkili oldu ve binlerce yıl içinde onu kısmen de olsa değiştirdi.

Yirmi birinci yüzyıla geldiğimizde, bu değişimin her zamankinden çok daha farklı bir boyutta sürdüğünü görüyoruz. Anadolu'nun on binlerce yıllık tarihi boyunca el değmeden kalabilmiş doğal coğrafyalar, büyük bir hızla insan kullanımına açılıyor. Kıyılarda turistik tesisler yapılıyor, nehirler üzerinde barajlar kuruluyor. Sulak alanlar kurutularak yeni tarım alanları açılıyor, orman alanlarından yollar geçiriliyor. Yaşam alanlarını kaybeden çok sayıda canlının sayısı azalıyor veya nesli yok oluyor. Bunun en temel nedeni ise doğadaki hızlı değişim ile gerçekleşen doğal yaşam ortamlarının kaybı. Doğal alanların yok olmasından sadece hayvanlar ve bitkiler değil, insanlık da zarar görüyor. Yaşamsal önem taşıyan su kaynakları, hava ve toprak yok olmaya veya kalitesini kaybetmeye devam edecek. Üstelik doğadaki bozulmaya neden olan gelişigüzel yatırımların pek çoğu ekonomik açıdan da ciddi bir geri dönüş sağlamıyor, hatta bazen zarar ediyor. Yapılan pek çok bilimsel çalışma, doğayla uyumlu geleneksel arazi kullanım biçimlerinin, orta ve uzun vadede, modern kalkınma projelerine göre daha yüksek ekonomik gelir sağladığını kanıtlıyor. Bu nedenlerle, doğal coğrafyaların korunması veya zarar vermeden kullanımı dünyanın pek çok yerinde ön plana çıkmakta ve kısa vadeli arazi kullanım politikaları ile yer değiştirmektedir. Başka bir deyişle insanoğlu, doğal alanlar azaldıkça onların manevi ve maddi değerlerini daha iyi kavramaya başlıyor ve modern yaşamla doğal miras arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Dünya bu yönde yavaş da olsa ilerleyedursun, 2003 yılına geldiğimizde Türkiye'nin doğası üzerindeki baskının daha da arttığını, hatta bu durumun adeta devlet politikası haline geldiğini görüyoruz. 59. Hükümet'in geliştirdiği yasa tasarıları, binlerce yıldır Anadolu topraklarını kaplayan doğal alanlar için birer ölüm fermanı olarak karşımıza çıkıyor

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) yayımladığı rapora göre, dünyada her yıl 13 milyon hektar orman alanı yok olurken, ağaçlandırma çalışmaları ve mevcut orman alanlarının doğal yollardan genişlemesi sayesinde somut orman kaybının yavaşladığı bildirildi.
BM basın merkezinden verilen bilgiye göre, FAO’nun yayımladığı “2005 Küresel Orman Kaynaklarına Dair Değerlendirme Raporu”, 2000-2005 yılları arasında yıllık ortalama net orman kaybını 7.3 milyon hektar olarak gösterdi ve bu miktarın Panama ya da Sierra Leonegibi ülkelerin alanına eşit olduğu ifade edildi.

Raporda, 1990-2000 yılları arasında ise yıllık net orman kaybının 8.9 milyon hektar olduğuna dikkat çekilerek, bu miktarın dünyadaki mevcut orman varlığının binde 18’ine eşit olduğuna işaret edildi.

Rapordaki verilere göre, dünyadaki arazilerin yüzde 30’u, yani yaklaşık 4 milyar hektarı ormanlardan oluşuyor. Ancak ormanlık alanların 3’te 2’lik kısmı Avustralya, Brezilya, Kanada, Endonezya, Çin, Kongo, Hindistan, Peru, Rusya ve ABD’den oluşan toplam 10 ülkede bulunuyor.

2000-2005 yılları arasında en büyük net orman kaybı yıllık 4.3 milyon hektarlık ortalama kayıpla Güney Amerika’da meydana gelirken, bunu yıllık ortalama 4 milyon hektarlık net kayıpla Afrika takip ediyor. Okyanusya ise aynı dönemde yıllık ortalama 356 bin hektarlık net orman kaybına maruz kalırken, bu miktarın Kuzey ve Orta Amerika’dayılda 333 bin hektar olduğu belirtiliyor. Asya kıtasının ise başta Çin’in ağaçlandırma programı sayesinde olmak üzere, 1990’lı yıllardaki 1 milyon hektarlık yıllık net kayıptan 2000-2005 yılları arasında yıllık 800 bin hektarlık net kazanca geçtiği ifade ediliyor.

Bu arada, raporda, 1990’lı yıllara göre daha yavaş olmakla birlikte Avrupa’da da orman alanlarının genişlediği kaydediliyor.

Raporun 1990-2005 yılları arasında dünyada orman kaynaklarının durumuna dair en kapsamlı araştırma olduğu belirtilirken, FAO Orman Bölümü Müdür Yardımcısı Hüsnü El Lakani, raporun Binyıl Kalkınma Hedefleri’nde ortaya konan fakirliğin azaltılması ve sürdürülebilir dünya doğa amaçlarını gerçekleştirmede orman kaynaklarının işlevini dekapsamlı olarak gözler önüne serdiğini ifade etti

Toprak Kaymaları : Bunlar heyelanın, bazı bakımdan çamur akıntılarına benzeyen bir türüdür. Fakat çok yavaş oluşmaları, belli bir yatağa bağlı olmamaları ve içerdikleri suyun çok daha az olması gibi farklarla çamur akıntılarından ayrılırlar. Geriye doğru eğimlenme göstermediklerinden dolayı da, yukarıda açıklanan göçmelerden farklı oldukları görülür. Toprak kaymaları, su ile doygun hale gelen ve bu şekilde bütünü ile kayganlaşan yüzeysel depoların, döküntü örtüsünün veya toprakların yer aldığı yamaçlarda oluşur. Bu şekilde bir kopma yarası ve kıvamlı bir hamur gibi yer değiştiren bir heyelan kütlesi meydana gelir. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, toprak kaymaları asıl heyelandan daha yüzeyseldir; aslında toprak tabakasını ve onun altındaki döküntü örtüsünü ilgilendirir. Bu kütle hareketinin en yaygın olduğu sahalar, litoloji bakımından da uygun olmak koşulu ile nemli iklim bölgeleridir.

“TARIM ARAZİSİ OLARAK KULLANILIYOR”
Orman Mühendisleri Odası (OMO) Doğu Akdeniz Şube Sekreteri Ayhan Küyük, ülke genelinde tarıma elverişli olmayan ancak tarım arazisi olarak kullanılan 7 milyon hektar alan bulunduğunu, bunların orman ve mera olması için çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi. Küyük, Türkiye’de 20.7 milyon hektar orman alanı bulunduğunu, bunun 10.5 milyon hektarının verimli, 10 milyon 150 bin hektarının ise verimsiz olduğunu kaydetti. Küyük, verimsiz orman arazilerinden 3.8 milyon hektarında ağaçlandırma, 3 milyon hektarında erozyon, 1 milyon hektarında mera çalışması yapılması, 2.3 milyon hektarın da muhafaza karakterli hale getirilmesi gerektiğini belirtti.
Orman arazilerinin tahrip edilerek verimsiz hale getirilmesindeki en büyük nedenlerden birinin tarım arazisi olarak kullanmak olduğunu kaydeden Küyük, şöyle devam etti: “Türkiye’de her yıl 1-2 milyon hektar orman alanı tahrip edilerek tarım arazisi olarak kullanılıyor. Tarım arazileri 1944 yılında 11.6 milyon hektar iken 2004 yılında 30 milyon hektara çıktı. 1954 yılında 44.3 milyon hektar olan orman arazileri 20.7 milyon hektara düştü. En büyük sorunlardan biri tarım arazilerinde sınıflandırma yapılmamasıdır. Hangi alanların mera hangi alanların tarım arazisi olarak kullanılması gerektiği bilinmiyor.”


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
AĞAÇLARIN KESİLMESİ VE DOĞAMIZA ETKİLERİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» SAÇ KESİMİ??

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İNTER CLUB :: EĞİTİM :: ÖDEV BANKASI-
Buraya geçin: